Düşüncelerden vergi alınmaz

sevgili günlük öyle üzgünümki :(

18/11/2009 · Kategori: sevgili-gunluk

   sevdiğimi çok incittim,onu okadar üzdüm ki şimdi canım yanıyor...onu üzdüğüm için ondan daha çok üzülüyorum...ah papatyam ben seni okadar çok seviyorum ki sevgimi abartıp sürekli seni incitiyorum...hergün sadece seni hayalederek yaşıyorum...aşdığım her nefeste sen varsın...her solukta içime doluyorsun...seni kaybetmek mi aslaaa aslaaa...şimdi senin istediğin gibi biri olacağım söz...sen bu yazdıklarımı okumayacaksın belki ama ben seni sevdiğimi anlatacak haykıracak birilerini bulmalıydım...sana söyleyemem artık bu sözleri...çünkü sen...sen biz çok iyi iki dost,iki iyi sırdaş,candan arkadaşız hatta daha fazlası diyorsun....peki insan aşık olduğu kişiyle aynı zamanda bunlarıda olamazmı? :( seni hepten kaybetmektense,seni birdaha görmemektense,sesini duymamaktansa yanı başında sessizce kalmaya,bir hayalet gibi dolaşmaya razıyım...tamam sevme beni benim seni sevdiğim gibi ama ne olursun beni sensizliğe terketme...artık sana hergün bu beyaz sayfalardan hitabedeceğim canım ve senin haberin olmayacak bile...bugünlük bu kadar yeter hoşçakal sevgili günlüğüm dertlerimi paylaştığın için teşekkür ederim...
   17 Kasım 2009 saat 16:05

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

senaryo-KARANLIK DÜNYA-KAOS KRALLIĞI

30/10/2009 · Kategori: oyku

 Esir kampının ilk günleri bu küf ve yosun kokulu mekana alışmakta zorluk çektiler.Oysa bu yolculuğa çıkmadan önce ne güzel hayalleri vardı...Ama  Daniel zaten bu göreve gönüllü olmuştu.Başlarına gelecekleri bilmeleri olanaksızdı ama bilseydi bile yinede talib olurdu bu göreve.Bu onun içinde bir umut yolculuğuydu.Bunları düşünürken yan hücreden gelen sesle irkildi.
Yabancı:
-Hey dostum yukardan mı aşağıdan mı?
Daniel:
-Anlamadım ne demek istiyorsun?

Yabancı:

-Ben buraya yukardan geliyorum,yani AFARİ’den.Ya sen?

Daniel:

-Ben yani biz aşağıdan CYAN’dan geliyoruz.

Yabancı:

-Ne işiniz var bu lanet yerde?

-Balayı için yanlış bir seçim yapmış olmalısınız.

Daniel:

-Hayır biz evli değiliz,bir araştırma ekibinin hayatta kalan son üyeleriyiz.

Yabancı Melis’e dönerek gülümsedi:

-Öyleyse hala şansım var demektir.

…Konuşmaların arkasından yabancının isminin Melvin olduğunu,zengin bir çılgın olduğunu ve böyle tehlikeli seyahatleri sevdiğini öğrendiler.Küçük uzay aracı ile buraya heyecan aramaya gelmişti ve araç gezegen yüzeyinde arızalanınca yardım istemek için buraya gelmiş ve yakalanıp buraya atılmıştı.

   Tanışmanın ardından Melvin orada olanları yeni arkadaşlarına anlattı.Aslında bulundukları yer bir hapishane değil bu insanların kileriydi ve onlarda stoklanmış yiyecekler…

    Artık bu durumu kabullenmeye başlamışlardı.Paslı kapıdan çıkanlar bir daha geri dönmüyordu.Kaçış şansları yoktu,güvenlik oldukça sıkı tutuluyordu.Birgün birinin tabağında sosa bulanmış olacaklardı.Birinin leziz sofrasını süsleyeceklerdi.Bu düşünce bile onları çıldırtmaya yetiyordu.Fakat kaçmaları lazımdı ,bir şeyler yapmalıydılar.Yoksa…

    Her gün Daniel’i görmeye gelen bir kız vardı.ilgisini açıkça belli ediyordu .onun gösterdiği bu ilgi leziz bir yemeğe gösterilen ilgi miydi,yoksa gerçek bir sevgi gösterisi miydi anlamak oldukça zordu.Özellikle de böyle bir durumda iken…

    Bahçeye çıktıklarında sürekli bir arayış içinde gözleri bir güvenlik açığı ,zayıf bir nokta arıyordu.Bahçeye çıkarıldıkları son gün buldukları tek şey kendileri ile aynı kaderi paylaşan bir AFARİ’liydi.

    Edwin bir keşif pilotuydu ve o sabah uçağı düşürülmüştü ama kendisi kurtulmayı başarmıştı.Tabii buna kurtulmak denirse…

    Geçen günler herkesi karamsarlığın pençesinde kıvrandırırken,umutsuzluk yakalarına yapışmışken Daniel dostlarını büyük bir sürprizle şaşırttı.Her zamanki ziyaretçisi yine gelmişti oradan geliyordu.gözleri ışıl ışıl;

-Yarın buradan kurtuluyoruz.Hazır olun!!!

  Hiçbiri inanamadı ve şaşkınlıklarını gizleyemeyerek;

-Nasıl?Ve nereye?

Daniel:

-Fark eder mi? Her yer buradan daha iyidir.

Diğerleri:

-Peki nasıl?

Daniel:

-Beni sık sık görmeye gelen bir kız var ya….

  Şaşkınlık kısa sürede yerini mutluluğa bıraktı.Yarın özgür olacaklardı bundan daha güzel ne olabilirdi ki.’’ÖZGÜRLÜK!’’ kulağa ne kadar da hoş geliyordu.Bu inanılmazdı!

   O gece gözlerine uyku girmemişti.Kaçış için gecenin karanlığından faydalanacaklardı.Ama kıza güvenmekte hala tereddütleri vardı.Fakat Daniel onları ikna etmeyi başarmıştı.   

   Yaşadıkları esir hayatı boyunca Melis ve Edwin arasında başlayan yakınlaşmayı görmemek için kör olmak lazımdı.Daniel bu göreve katılıma sebebi olan aşkını bir başkasının yanı başında görmeye tahammül bile edemiyordu.Oysa Melis onun farkında bile değildi ve asla da olamayacaktı.

    Kaçış anı gelmişti.İşte ilk kapı açılmıştı bile sonra diğeri ve arkasından diğerleri…Artık özgür sayılırlardı.

    Lisa bir yöneticinin kızıydı,o yüzden içeriye girmekte hiç zorluk çekmemişti ama onları kaçırmak için 3 nöbetçiyi bayıltması gerekmişti.Dışarıya çıktıktan sonra gittikleri ilk yer Lisa’nın evi olmuştu.Lisa beklemedikleri kadar sıcakkanlı ve sevecen biriydi.Ama yine de bir yerliydi,hem de en önemlilerinden…

    Lisa onlara karınlarını doyurabilecekleri bir şeyler ikram etti daha sonrada çöl ortamında onları gece soğuktan koruyabilecek kıyafetler verdi.Onlar için hazırladığı kaçış aracına doğru yola çıktılar.Daniel, Lisa’ya daha fazla gelmemesini bundan sonrasını kendi başlarına halledebileceklerini söyledi.Lisa’dan ayrıldıktan yarım saat kadar sonra karşılarında askerler belirmişti.Lisa onları önce kurtarıp sonra ele mi vermişti? Araç biraz  ileride duruyorduve özgürlüğe sadece birkaç adım kalmışken askerler onları yakalmıştı.

     Askerleri komuta eden teğmenin konuşması ile Lisa’nın suçsuzluğu ortaya çıkmıştı:

-İyi iş Melvin.Bunun için ödüllendirileceksin.

     Bu nasıl olabilirdi.Her şeylerini paylaştıkları Melvin bir haindi.

Daniel:

-Seni aşağılık pislik!Seni adi herif!

Melvin yüzündeki hınzırca gülüşüyle:

-Sakın üzerine alınma dostum kişisel değil,sadece işimi yaptım.

   …Ve küfürleşmeler.Oysa kurtulmak üzereydiler.Özgürlüğü solumuşlardı bile,sadece birkaç adım ötelerinde duruyordu.işte oradaydı…

    Hızla aralarına dalan bir araç umutlarını yeniden yeşertmişti.askerleri birer varil gibi devirerek  geçti ve ağaca çarparak durabildi.O karmaşa arasında Edwin ve Daniel kaptıkları silahlarla sağ kalan askerlerin icabından gelmişti bile.Ama Melvin ormana kaçarak kurtulmuştu.Yada en azından o kurtulduğunu düşünüyordu.Edwin ve Danyel onun peşinden gitmek istedilerse de Lisa’nın sözleri onları vazgeçirmeye yetmişti.Gecenin bu vaktin de ormanda asla canlı kalamazdı.

     Lisa Melvin’i sıksık nöbetçilerle gördüğü için onlardan ayrılmamış gizlice takip etmişti.Melvin’in garip hareketlerin den onun bir hain olabileceğini düşünmüş ve bu düşüncelerinde haklı da çıkmıştı.

      Artık ayrılık vaktiydi,Daniel Lisa’ya veda etmek üzere ona doğru hareket etmişti ki önce bir silah sesi sonrada yere yığıldı.Öldüğünü sandıkları askerlerden biri ateş etmiş ve Daniel’i vurmuştu.Daniel yerde öylece yatıyordu ve hepsi şaşkınlık içerisindeydi.

Danyel sesini güçlükle duyurabildi:

-Melis!

Melis daha iyi duyabilmek için yanına yaklaştı ve:

-Yaşayacaksın,seni kurtaracağız.

Danyel:

-Gerçekci ol Melis öleceğimi biliyorum ama sana söylemek istediklerim var.

Melis:

-Sus!Sakın böyle konuşma!

Danyel:

-Sadece dinle.Seni seviyorum,hep sevdim seni.Burada olma sebebimde sendin,sana daha yakın olmak istedim.Bu göreve bu nedenle gönüllü oldum.Bilmeni istedim.Şimdi git haydi ve sakın arkana bakma.

Melis:

-Kurtulacaksın,birlikte kurtulacağız.

Danyel:

-Hayır siz kurtulacaksınız.Eğer vurulmasaydım bu yine değişmeyecekti.Anlaşma böyleydi.

Melis:

-Ne anlaşması.

Danyel:

-Lisa ile böyle anlaşmıştık.benim hayatıma karşılık sizin kurtuluşunuz.

Melis:

-Hayır,bu olamaz.

Danyel Edwin’e dönerek:

-Götür onu bu lanet yerden.

  Dedikten sonra son kez gücünü toplayıp haykırdı:

-Seni seviyorum Melis!

   Ve gözleri kapandı.Daniel’i orada öylece bırakıp gittiler.Artık ekipten hayatta kalan sadece Melis vardı.Askerlerin sesleri arkalarında duyuluyordu ama bu esnada ormandan acı bir çığlık yükseldi.Lisa haklıydı gecenin bu vaktinde ormanda kimse hayatta kalamazdı…

    Melis ve Edwin kurtulmuşlardı işte ama sevinemiyorlardı bile.Kötü anılarla dolu,acılarla dolu bu lanetli topraklardan ayrılırken ikisi de aynı şeyi düşünüyordu.’’bir daha asla’’


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

GEL

24/9/2009 · Kategori: siir

GEL
Her halin kabulümdür sevdiğim,
Aşılmazları aşta bana gel...
Ben göze aldım çoktan ölümü,
Sensiz ölüyorum koşta bana gel...
Yakın et artık uzakları sevdiğim,
Bu ömür yolunda tükenmeden gel...
Saçlarına tak papatyaları,
Yüzünde en tatlı gülüşünle gel...
Yetmezmi çektiğim sessiz işkence,
Acılarımı dindirmeye gel...
Yakıyor içimi hasret ateşi,
yürek yangınımı söndürmeye gel...
Sensiz gecelerin sabahı olmaz,
Gecelerimin mehtabı ol gel...
Kutsaldır uğrunda çektiğim çile,
Koşarım seninle ölüme bile,
Yetişmek istersen son nefesime,
Rüzgarlara atla hadi bana gel...

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki ::